EVLİLİK

          İnsan hayatının ikinci önemli evresi olan evlenme, hem ferdin hem de toplumun özel önem verdiği bir olaydır. Toplumun temeli olan ailenin oluşmasını sağlayan evlenmenin başlangıcından sonuna kadar ki bütün aşamalarında halkın dünya görüşünün, inancın oluşturduğu gelenekler görülür. Bu nedenle bu gelenek ve görüşünün, inancın oluşturduğu gelenekler görülür. Bu nedenle bu gelenek ve göreneklerin uygulanmasına azami derecede dikkat edilir. Arzular Köyü’nde de evlenme olayı gelenek, adet ve göreneklerle örülmüştür. Düğünlerde bunlara önemle dikkat edilir. Fakat son zamanlarlarda diğer gelenek ve göreneklerde olduğu gibi evlenme ile ilgili geleneklerde bozulmalar, yok olmalar başlamıştır.

          Evlenme Biçimleri:

          Köyde görücülük usulüyle evlenme kalkmıştır. Artık ailelerin değil, kız ve erkeğin görüşleri önemlidir. Karşılıklı kız alıp verme vardır. Böyle olayın yapılmasındaki temel sebep maddi imkansızlıktır. Akrabalar arasında yapılan bu olaydaki iki düğün bir arada yapılmaz. Kızların başkalarına gitmemesi arzusu da böyle evlenme biçimlerine sebebiyet vermektedir.

Kız kaçırma şeklinde evlenme vardır. Fakat eskiden daha çok görülmekteydi. Şimdi görülmemektedir. 30-40 yıl önce ekonomik zorlama sonucu ile kız kaçırma olayı görülmekteydi.İstenen başlık parasının çok olması ve maddi imkansızlık böyle evlenmeleri doğurmaktaydı. Fakat günümüzde başlık parası olmadığı halde böyle olaylar az da olsa görülmektedir. Bunun nedeni de kız ve erkek birbirlerini sevdikleri halde kızın ailesinin olumsuz davranışlarıdır.

          “Kız kaçırma” da kızın da gönlü vardır. Kız istemediği halde zorla kaçırma olayına rastlanılmamıştır. Kız kaçırma olayı toplumda hoş karşılanmaz. Kız kaçtıktan bir müddet sonra genellikle çocuk doğduktan sonra dargınlık kalkar.

            Başka bir evlenme türü de “beşik kertme” dir. Bu tür evlilikler olmaktadır. Küçük yaştaki çocukların kendi iradeleri dışında ebeveynlerin isteği üzere yapılan bu tür evlilikte mutlu sona ulaşılamayabilir. Kız ve erkek büyüdüklerinde anlaşamazsalar bu olay bitmiş olur. Bu durumda taraflar arasında huzursuzluk genel olarak olmaz.İç güveysi şeklinde evlenmeler hoş görülmediği için böyle olaylara az rastlanır. Yakın akraba ile evliliğin çok görüldüğü köyde dinen yasak olduğu için süt kardeş ile evlilik görülmez. Birden fazla evlilik zaruret hali dışında görülmemektedir.

         

               Eşinin hasta olması sebebiyle ikinci evlilik görülmektedir. Dul bir erkeğin genç bir kızla evlenmesine rastlanır fakat dul bir kadının genç bir erkekle evlenmesine rastlanılmaz. Kayınbiraderle ve baldızla evlenme vardır. Fakat bu tür evliliklere az rastlanır. Bir aile gelininden memnun ise gelinin kocasının ölmesi durumunda varsa başka oğlu ile evlendirilir. Eskiden görülen bu evliliklere günümüzde rastlanılmamaktadır.

         Kız Bakma-Kız İsteme:

       Kızda, erkek ailesi oğluna kız bakarken bazı özellikleri olmasını ister. Güler yüzlülük, misafir perverlik, hamaratlık, temizlik ve titizlik, saygı ve iyi ahlak aranılan özelliklerden en önemlileridir. Kız ailesi de damat adayının iyi ahlaklı ve bir iş sahibi olmasını ister.Kız bakılırken önce erkeğin keme istediği sorulur. Eğer erkek birini seviyorsa ona göre hareket edilir. Eğer herhangi biri yoksa önce akrabalara bakılır. Akrabalarsa aranılan özellikte kız varsa o istenir. Akrabalarda bulunamazsa köy içine bakılır. Burada da bulunamazsa çevre köylerden bulunmaya çalışılır.

         Kız bulunduktan sonra kızı tanıyanlara kızın hakkında sorular sorularak daha çok tanımaya çalışırlar. Eğer istenilen özellikler varsa “elçi” ler vasıtasıyla kızın ailesine haber gönderilerek ağız yoklanır. Olumlu cevap alındıktan sonra erkek evinden önce kadınlar kız evine gider. Bu grupta erkeğin ablası, teyzesi, halası, yengeleri bulunabilir. Bu kadın grubu kızı yakından görürler. Daha sonra erkeklerle beraber resmen kızı ailesinden istemeye giderler. “Kız eve naz evi”, ilk gelişte kızı vermez. İlk gelişte kızın babası müddet ister. İkinci gelişte kıza sormak amacıyla müddet ister. Eğer kızı vereceklerse üçüncü gelişte çay ve kahve ikram edilir. Verilmeyecekse acı kahve ve şekersiz çay ikram edilir. Erkek tarafından birisi kızın babasından ve yakınlarından “Allah’ın emri, peygamberin kavli” ile kızı ister. Eğer vereceklerse “Allah yazdıysa hayırlı olsun” derler. Bundan sonra ikramda bulunurlar. “Hayırlı olsun, uğurlu olsun” temennilerinden sonra evden ayrılırlar.

        Söz Kesimi:  

        Kız verildikten sonra iki aile anlaşmaya vardığı en kısa zamanda tekrar bir araya gelirler. Genel olarak Cuma akşamı toplanırlar. O yıl ki başka evlenmeler ve erkek tarafının maddi durumu dikkate alınarak kıza erkek tarafından verilecek altın ve diğer eşyalar belirlenir. Buna “kesir kesme” denir. Söz kesildikten sonra nişanın hangi gün yapılacağı belirlenir. Söz kesimi ile nişan arası 7-10 gündür. Mazeretsiz olarak aradaki günü çoğaltmak evlilik olayını başlamadan bitirebilir.

         Nişan:

        Söz kesildikten sonra nişan günü belirlenir. Nişanın hangi gün yapılacağı iki tarafın yakınlarına çağırıcılarla ev ev dolaşılarak yapılır. Çağrılan kişiler kimin adına nişana davet edilmişse o aile adına kıza altın veya para takar. Nişan kız evinde yapılır. Erkekler için nişan töreni yoktur. Nişan kız evinde yapılsa da nişanın çerezi erkek tarafından alınır.

       Nişan evinde yaşlı kadınlar ayrı yerde genç ve orta yaşlı kadınlar ayrı yerde otururlar. Genç ve orta orta yaşlılar türkü ve mani söyleyerek, halay çekerek eğlenirler. Nişanda bulunanlara şerbet ve kahve ikram edilir. Fakat bu ikram paralıdır. Kahvenin parasını kaynana, şerbetin parasını orada bulunanlar gönlünden ne koparsa onu verirler. Bu para kahve ve şerbeti hazırlayanlara verilir. Gelin adayı nişan elbisesini giyer ve kanan başta olmak üzere bütün yaşlı kadınların elini öper. Ortaya bir oturak konur ve gelin ona oturtulur. Erkek tarafından hediye olarak getirilen altın ve paralar takılır. Daha sonra kız tarafından davet ettiği kişiler hediyelerini verirler. Bunlar bittikten sonra gelin kenara çekilir. Orta yere erkek tarafının hazırladığı gelin bohçası getirirler. Geline ait eşyalar yanı sıra yakın akrabalara da hediyeler vardır. Bunlar da bittikten sonra çerez dağıtılır. Kahvaltı tipinde yemek yedikten sonra eğlenilmeye devam edilir. Gece yarısına doğru nişan sona erer. Çevre köylerden veya illerden nişana davet edilenler davet edenler tarafından ağırlanılır.

      Düğün Öncesi:

      Nişanlı kalma süresi genel olarak 8-10 aydır. Fakat kesin kural değildir. Askerlik, okul, hastalık, ölüm vb. gibi olaylara göre iki ailenin anlaşması üzere bu süre uzatılabilir veya kısaltılabilir.

      Kız ve erkek nişanlı iken daha çok gizli görüşürler. Halkın değer yargıları ile olmaktadır bu. Erkek bazen kız evine yemeğe gider ve görüşür. Nişanlı olduğu zamanlar bayramlara denk geldiğinde erkek tarafı hediyeler hazırlayarak kız tarafını ziyaret ederler. Kız tarafı da yapmış oldukları tatlılardan gönderirler erkek evine.

        Nişanın bozulma olayı da olabilir. Nişanın bozulmasında mihrin azlığı değil ahlaki davranışlar etkili olmaktadır. Aileler arasında doğabilecek husumetler nişanı bozabilir. Kızın veya erkeğin karşı tarafı istememesinde de nişan bozulabilir. Bu durumlarda kız ve erkek açısından pek sorun olmaz. Yani onların başkaları ile evlenmelerini engellemez. Fakat kızda veya erkekte görülen bir kusur sebebiyle nişan bozulursa o erkek veya kızın köyde evlenmeleri zorlaşmaktadır. Nişan bozulduğunda verilen hediyeler (mehir hariç) erkek tarafına gönderilir.

Kıza ait eksik eşyaların görülmesi için “eksik görülmeye” gidilir. Kız tarafından gelin adayı, başka bir gelin, kızın halası, erkek tarafından da bir kız veya bir kadın ve damat adayı eksik görmeye giderler. Eksik görmenin bütün masrafı erkek tarafından karşılanır.

          Düğün tarihini erkek tarafı belirler. Kız ailesinin görüşü dikkate alınır.

          Düğün Hazırlıkları:

Düğün tarihi belirlendikten sonra koz ve erkek tarafı akrabalarını düğüne çağırırlar. Düğüne çağrılırken yakınlık dercesine göre kumaş veya çerez hediye edilir. Çağrılar bittikten sonra düğünde yenecek yemekler yapılmaya başlanır. Kurban kesilir. Etinden etli yemekler, köfte yapılır. Tatlılar, börekler yapılır. Yemekler yapan aşçılara “keyveni” denir. Bunarın başında “baş keyveni” vardır

 

        Düğün başlamadan önce resmi nikahın yapılması için merkez ilçeye gidilir. Resmi nikahın yapılmasında erkek, kız ve yakın akrabalardan birkaç kişi gider. Resmi nikah yapılırken muhtar da bu nikahta bulunur. Yörede resmi nikaha “resmi muamele” veya “izinneme (izinname)” denir.

         Düğün:

        Düğünler yaz aylarında veya sonbaharın ilk aylarında yapılır. Düğün törenleri genel olarak yöremizde üç gün sürmektedir. Cuma günü başlar Pazar günü biter veya Pazar günü başlar Salı günü biter. Düğünde erkekler erkek        evinde kızlar kız evinde eğlenirler. Düğün törenlerine geçmeden önce düğün törenlerinde önemli yeri olan şu kişileri tanıyalım.

         Yenge: Erkek tarafından kız tarafına giden kişi. Yenge bayandır ve erkek tarafının temsilcisidir. Yenge düğünün ikinci günü akşamına doğru kız düğüne gider. Düğüne giderken hediye ve çerez götürür. Geceleyin tekrar geri döner. Düğünün üçüncü günü düğürcülerden evvel kız evine giderek gelini hazırlar.

          Tilki: Yenge ile beraber kız düğüne giden erkeğe denir. Kız tarafının çerez heybesini götürür. Tilki olan kişinin kurnaz ve açıkgöz olması gerekir. Çerez heybesini kimseye yakalanmadan kız evine ulaştırması gerekir. Eğer yakalanırsa çerezde bulunan sigaraları vermesi gerekir. Delikanlılara yakalanmadan kız evine heybeyi götürürse kızın annesinden bir kat iç çamaşır, bir mendil, bir çift çorap alır. Damadın çamaşırlarını da tilki götürür. Tilki yengeyle akşam döner ve görevi sona erer.

            Sağdıç: Her iki düğün evinde de düğünün yöneticisine denir. Sağdıç birinci derecede yakın akrabalardan olur. Bazen erkeğin çok samimi arkadaşı da sağdıç olabilir. Düğünde misafirlere hizmeti sağdıcın akrabalarından gençler görür.

             Azap: Her iki düğün evinde de damadın ve gelinin hizmetini gören kişiye denir. Damadın, gelinin en samimi arkadaşı olan azabın sayısı en az ikidir. İki kişiden fazla da azap olabilir. Özellikle damat adayının damatlıklarını giydikten sonra muhtemel oyunlara karşı korurlar. Damadın kaçırılmasını, Damadın ayakkabılarının gizlenmesini engellerler. Bunların göreve düğünün başlangıcından sonuna kadar devam eder.

            Düğünün birinci günü kız evinden kızın çeyizi toplanır. Akrabalara gönderilecek hediyeler hazırlanır. Kızın elbisesi (gelinlik) Hazırlanır. Düğünün birinci düğün evleri kalabalık olmaz. Sadece yakın akrabalar bulunur.

            Düğünün ikinci günü akşama doğru çağrılan kişiler hediyelerle gelmeye başlarlar. Gelen misafirlere akşam yemeği verilir. Erkek tarafında genç ve orta yaşlılar bir yerde yaşlı erkekler ise bir başka yerde eğlenirler. Gençlerin bulunduğu yerde horon oynanır, yöresel oyunlar oynanır. İlerleyen saatlerde kahvaltı türünde yemek verilir. Sabaha kadar eğlence sürer. Erkeklerin bir çoğu düğün evinde yatar.

            Düğünün ikinci günü kız evinde yapılan törenlerin tamamına kına gecesi denir. Erkek tarafından temsilci olarak yenge gider. Misafirlere kahve ve şerbet ikram edilir. İkramdan sonra “bahşiş tepsisi” gelir. Yenge bu tepsiye para koyar. Erkek evinde olduğu gibi kız evinde de yemek yenir. Gelinin azapları yengeye çeşitli oyunlar yaparak bahşiş alırlar. Yengenin dikkati çekmeyecek şekilde oturduğu mindere dikerler. Yengenin çayının tuzlu yaparlar. İhtiyar veya poşa (elekçe kadın) kıyafetini giyer yengenin dizine yatar ve hasta olduğunu tedavisi için paraya ihtiyacı söyleyerek yengeden bahşiş alır. Ayrıca kızın azapları gelini yengeye gösterirken ve gelinin zülüfünden kesilen saç için yengeden bahşiş alırlar. Geline kına yakılırken “açılmıyor” denilerek yengeden bahşiş alırlar.

            Gelin yengeye gösterilirler azapları tarafından türkü ve maniler söylenir

Yenge geldi oturdu

Sorun neler gitirdi

Kınasının yerine

Çürük odun getirdi

* * *

Yenge geldi oturdu

Sorun neler getirdi

Çerezin yerine

Çakıl taşı getirdi

* * *

Yenge geldi oturdu

Sorun neler getirdi

Elbesenin yerine

Çürük basma getirdi

* * *

 

Yenge geldi oturdu

Sorun neler getirdi

Ayakkabı yerine

Kartlı lastik getirdi

 

Geline bak geline

Kına yakmış eline

Dertli dertli söylüyor

Kurban olam diline

 

Merdivenden inerken

Terliğimi giyerken

Annem ban ağlasın

Gelinliği giyerken

 

Kına getir anne

Parmağı batır anne

Bu gece misafirem

Koynunda yatır anne

            Kız evi gece yarısına doğru dağılır. Fakat gelin adayı ve azapları sabaha kadar uyumazlar. Bekarlığın son gecesini eğlenerek geçirirler.

            Sabahleyin yani düğünün üçüncü günü sabahı kız ve erkek evinde telaşlı bir hazırlık vardır. Erkek tarafından düğürcüler kız evine gelini almaya gidecektir. Kız evinde de gelecek olan misafirleri ağırlama ve kızın çeyizini hazırlama telaşesi vardır.

            Erkek tarafından damadın babası yakın akrabaları, yenge ve arkadaşları arabalarla konvoy oluşturarak giderler. Kız tarafının erkekleri gelenleri ağırlarlar. Kızı almaya gelen düğürcülere kahve ve şerbet ikram edilir. Düğürcü başına bir tepside bir kahve bir şerbet ikram edilir. Düğürcü başı bunlardan birini içtikten sonra hizmetin karşılığı olarak tepsiye bahşiş bırakır.

           

          Dini nikah genel olarak kız evinde yapılır. Kız ve erkek bu nikahta bulunmazlar. Vekalet verdikleri kişiler nikahta bulunur. Nikaha muhtar, imam ve köyün ileri gelenleri davetlidir. Nikahı genel olarak köyün imamı kıyar. Nikah sırasında damada ve geline zarar verme ihtimali göz önünde bulunanların elleri dizlerinin üzerine parmakları açık şekilde konulması istenir.            

        Nikah bitip duası yapılırken de parmaklar açık tutulur. Böylece damat ve gelin zarardan korunmuş olur.Nikah için getirilen çerez bir torba içinde bir siniye konur. Erkek tarafından birsi bıçağın ters tarafını torbanın ipine sürter ve “Bıçak kesmiyor” der. Kız tarafının sağdıcı bahşiş vererek torbayı açtırır ve çerez siniye dökülür. Nikahta bulunanlar çerezden alırlar. Nikah çerezi erkek tarafından alınır. Dini nikaha sadece erkekler katılır, kadınlar katılmazlar

Nikah yapılmadan önce kızın çeyizi boş bir odada sergilenir. Nikahtan sonra erkekler tarafından gezilir. Kadınlar nikahtan önce ve nikah yapılırken gezerler. Çeyiz gezildikten sonra iki düğün sağdıcı, imam, muhtar ve köyün (iki köyün) ileri gelenleri huzurunda öğretmen tarafından kızın çeyizi yazılır. Yazılan belgenin altına iki sağdıcın, imamın ve muhtarın imzası atılır

.            

 

          Bu kağıtta çeyizin adedi yazılmaktadır. Bu kağıt kızın annesine verilmektedir. Fakat önem verilmemekte ve kaybedilmektedir. Ayrıca çeyizi yazan kişiye hediye verilir.  

           Kızın çeyizi gezilirken ve yazılırken erkek tarafından gelen yenge gelini hazırlar. Kızın çeyizi arabalara yüklenilmeye başlanır. Varsa kızın kardeşi yoksa akrabalarından bir çocuk çeyiz sandığının üstüne oturur. Hediye aldıktan sonra sandığın üzerinden kalkar.

            Çeyiz yüklendikten sonra erkek tarafından gelen düğürcüler kızı almaya giderler. Kız gitmeden evvel “belbağı” kardeşi tarafından bağlanır. Kız evden çıkacakken kız tarafının sağdıcı tarafından çıkması engellenir. “Sağdıç kapısı” denilen hediyesi verilir. Değerli bir kumaş hediye edilir ve bu kumaş kapıya asılır. En son kapıya varıldığında kız tarafının erkekleri tarafından geçmelerine izin verilmez. “Kapı açılmıyor” denilir.Düğürcübaşı “bu kapıyı açacak bir anahtar vardır” der ve gücünün yettiğince hediye verir. Kız tarafının erkekleri anahtarla kapıyı açarlar.

          Gelin arabaya bindikten sonra koz yakınlarından bir de ayna arabaya biner. Erkek evine gelindiğinde gelinin inmesine izin vermez. Espirili bir şekilde “Bu gelin arabadan böyle inemez” der. Arabada en yetkili kişiden hediyesini aldıktan sonra kapıyı açar.

            Gelin başka bir köyden alınıyorsa köyün gençleri düğün alayını köyün çıkışına kadar götürürler ve hediyelerini alarak düğün alayını uğurlarlar.40-50 yıl önce uygulanan fakat bugün uygulanmayan bir gelenek vardır. Başka bir köyden kız alınıyorsa kızın bulunduğu köyün gençleri erkek tarafından çerez ister. Erkek tarafından ve kız tarafından iki pehlivan halkın huzurunda güreşir. Kız tarafının güreşçisi galip gelirse çerez torbası onlara kalır. Fakat erkek tarafının güreşçisi yenerse çerez erkek tarafının gençlerine kalır.

         

Gelin alayının bulunduğu konvoy çocuklar tarafından iple veya halatla durdurulur. Gelinin bulunduğu arabadan onlar para verilir. Konvoy köy içinden geçer. Böylelikle köy halkı gelinin erkek tarafına götürüldüğünü öğrenir. Kadınlar gelini görmek amacıyla erkek düğünün yapıldığı yere giderler.  

         

       Konvoy köy mezarlığının yanından geçirilir. Bu geleneğin yapılmasının amacı geline yeni bir eve gittiğini ve son evinlin mezar olacağını hatırlatmaktır.          

       Gelin alayı erkek evinin önüne gelir. İçinde gelinin, yengenin bulunduğu genel olarak çocuklardan oluşan bir kalabalığın üzerine damat ve arkadaşlarının bulunduğu yüksekçe bir yerden damat tarafından içinde çerez, para bulunan mendil dökülüverelir. Bolluk ve bereketi simgeler bunlar. Çocuklar çerezi ve paralar toplamaya çalışır. Damat ve arkadaşları odalarına çekilirler. Fakat damadın yanında (yani erkek düğün evinde) yakın akraba ve arkadaşları kalır. Gelin kadınların bulunduğu geniş bir odaya alınır.

 

Damatta o odaya getirilir. İkisi yüksek bir yere çıkartılır. Orada bulunanlar gelini ve damadı görürler. Erkeğin akrabalarından bir kadın gelen para ve altınlar yüksek sesle söyleyerek damadın ve gelinin yakasına takar. Orada bulunan bir kadın tarafından gelinin kucağına bir çocuk verilir. Bunun genel olarak erkeke olmasın dikkat edilir. Gelinin de çocuk doğurması istenir. Yine orada bulunan bir kadın veya kız tarafından şu mani okunur: ( Okuyan kişinin erkeğin yakın akrabası olmasına dikkat edilir)

 

Gelin derki hani babam

Garaja çektim arabam

O kaynata sana baba  

Gelin hoş geldin, hoş geldin

 

Gelin derki hani annem

……………………….

O kaynana sana anne

Gelin hoş geldin, hoş geldin

 

Gelin derki hani bacım

Oynuyorken düştü tacım

O görümce sana bacı

 Gelin hoş geldin, hoş geldin

 

Gelin derki hani kardaşım

Gözümden akıyor yaşım

O kaynın sana kardaş

Gelin hoş geldin, hoş geldin

 

           Akşamleyin gelin ve damadın yanında yakın akrabaları ve dostları bulunur. Köy halkı dağılmıştır. Damat ve arkadaşları yatsı namazına gider.Azaplar damadın ayakkabılarını çaldırmamaya dikkat ederler. Damat dualarla camiden çıkar ve eve gelir. Kız tarafından yapılarak gönderilmiş helvadan önce damat ve gelin alır. Daha sonra orada bulunanlar iyi niyetler dileyerek bu helvadan alırlar. Bu helvanın gönderiliş amacı gelin ve damadın ömür boyu tatlı ve mesut bir hayat geçirmeleri dileğidir.

           İlerleyin saatlere doğru gelin zifaf odasına götürülür ve hazırlanır. Damatta sırtından yumruklanarak veya tokatlanarak odaya sokulur. Damadın odaya girmesi ile kapı kapanır.

            Damat odaya girince gelin oturduğu yataktan ayağa kalkar. Damat gelince yüz görümlüğü takar ve duvağını açar. Gelin damattan atik davranarak damadın ayağını basar. Böylelikle gelinin damada hükmedeceğine inanılır.

            Karşılıklı konuşmadan sonra damat gelinin duvağı üzerine iki rekat şükür namazı kılar ve gelinle beraber evliliklerinin ömür boyu mutlu ve huzurlu olmaları için dua ederler.

             Düğün Sonrası:   

             Düğün yapıldıktan sonraki günlerde gelinin çeyizi tekrar  sergilenir. Kızın ve erkeğin akrabalarına gidecek hediyeler belirlenir.

            Düğünden yedi gün sonra kızın annesi komşular toplayarak yeni gelini görmeye giderler. Giderken yanlarında hediyeler götürürler. Bu geleneğe “kız gerisi” denir.

              Bu ziyaretten yedi gün sonra da kaynana gelini yanına alarak hediyelerle beraber kızın annesini ziyarete giderler.

              Düğünden sonra köy halkı kanan ve kaynatayı ziyaret ederek “hayırlı olsun” dileklerinde bulunurlar.

              Yok Olmuş veya Yok Olmaya Yüz Tutmuş Evlenme İle İlgili Gelenekler:

              Gelinlik Tutma:

              Kız evlendikten sonra baba evinden ayrılarak kendi evine gelir. Bu evde kaynana, kaynata, görümce, kayın bulunabilir. Kızın gelin olduğu evde kaynana ve özellikle kayınbaba (kaynata) bulunuyorsa bazı gelenekler uygulanmaktadır. Köyde “gelinlik tutma” denilen bir gelenek vardır. Bu geleneğin amacı büyüğe saygıdır. Gelin kaynatasının bulunduğu ortamda yüksek sesle konuşamaz ve onunla aynı sofraya oturamaz. Eskiden gelinlik süresi 10-15 yıl bulmaktaydı. Bugün ise 4-5 ay hafta  hiç olmamaktadır. Gelinlik tutmayı kaynatanın emri ile  kaldırırlar. Gelinliğin kaldırılması ile evden ayrılarak yeni bir ev kurabilirler.

               Başlık Parası:

              Tamamen yok olan bu gelenek 20-30 yıl önce aktif olarak devam etmekteydi. “Başlık parası” geleneğinin olduğu yıllarda kız tarafının belirmiş olduğu paranın çok az altında verilmek istenen para miktarı için iki aile arasındaki düğün akdi bozulmuştur. Bugün bu gelenek tamamen kalkmıştır. Onun yerine kızın annesine verilen “süt hakkı” geleneği almıştır. “Süt hakkın” da pazarlık söz konusu değildir. Bunun miktarı erkek tarafından belirlenir. Ayrıca kıza erkek tarafından verilenler “mihr-i müeccel” olarak kızın gideceği zaman yazılır